HOŞGELDİNİZ
26/3/2009
>> Yalnızlık korkusu çok mu derin?
Diyelim ki gittiniz her şeyi ardınızda bırakarak. Ya da siz kaldınız da, sizden gittiler. Bir yalnızlık, bir korkmuşluk, bir çaresizlik geldi üzerinize. Boşluklara düşmekten korktunuz. Ya da o boşlukların nasıl dolacağından... Kendi başınıza olmaktan, kendiniz kalmaktan, kendi korkularınızdan korktunuz. He yaparsınız?
Hayata karşı hangi savunma mekanizmaları geliştirirsiniz? Hayatın yeniden anlamı olsun, siz kendiniz yeniden anlamlar kazanasanız diye neler yaparsınız? Boşlukları doldurmak için, bulduğunuz her şeye, hemen arsız çocuklar gibi saldırır mısınız? Yeni bir aşka.. Yeni ilişkilere.. Yeni insanlara..
Kapınızı kolayca açar mısınız? Yoksa gönlünüzü nadasa mı bırakırsınız? Ard arda ne kadar çok soru değil mi? Hangisinden kaçar, hangisine yanıt verirsiniz? Kalabalık yaşamların en büyük tehdidi belki de bu yalnızlık korkusu. Her şeyi herkesle birlikte yapmaya, kendimizi bir başkasıyla yaşamaya öylesine alıştırmış ki bu yaşam tarzı; her şeyden korkuyoruz. Ama en çok da kendi yalnızlığımızdan.
Tek başınalığımız hiçbir şey ifade etmiyor. Sevgilisi ile olan iki yıllık ilişkisini bitiren genç kız, kendine ağlıyor, "Ben şimdi ne yapacağım?" diye. Bütün anlamlarını kaybetmiş hissediyor. Neden? Çünkü yalnızlığından korkuyor. Bir başka genç kız, diğerlerine oranla çok düzgün sayılabilecek ilişkisini kendi paranoyalarıyla kendi için cehenneme çeviriyor. "O şimdi nerede, o şimdi kiminle, o hala niye aramadı?" diyerek kendi kendini yiyip bitiriyor.
Böyle o kadar çok örnek var ki. Herkes yalnızlığından korktuğu için dışarılarda. Evler ise dört duvar sessizlikte. Kafelerde, akşamüstü barlarında, gece kulüplerinde dolaşan o sayılı kalabalığa bakınca, kendilerinden hızla kaçan o insan topluluğunu görürsünüz.
Kim kendine ne kadar uzak olursa, kim bir başkasına kendinden daha yakın olursa o ölçüde mutlu. Birinin bir şeyi olmak önemli çünkü.
21/2/2009
>> Yalnızlık Mesajları
Dünyada üç şeyi sevdim.Seni, kaibimi, ümit etmeyi.Seni sevdim sensin diye.Kalbimi sevdim seni sevdi diye. Ümit etmeyi sevdim belki seversin diye.Seni SEVİyorum...
Sen gidince yüzüm hiç gülmedi bir daha.Biliyor musun??...Güvercinler hiç konmadı pencereme,güneş hiç dolmadı odama eskisi gibi.Kara bulutlar kapladı bu şehri...Asırlarca yağmur oldu gözyaşı.Yağdı...Yağdı bu şehrin üzerine...
Senden ayrıldığım o günü hatırlıyorumda...Sanki yüreğimi kızgın demirlerle dağladılar!Sanki ölecek gibiydim...Ellerine son dokunduğum anı unutamıyorum.Pamuk gibiydiler.Titriyolardı.Tıpkı acıdan titreyen yüreğim gibi...
Uçurumun kenarındayım Hızır bir dilber galasının ucunda muhteşem belaya nazır kaldım parmaklarımın ucunda.Bir gamzelik rüzgar yetecek ha itti beni ha itecek
Sensiz geçen yalnız gecelerde hasretinin gemisi demirliyor içime, özleminin denizi kabarıyor yüreğimde... hafifçe esen meltem kokunu getiriyor bana..biliyorum yanımdasın ama yine de seni çok özlüyorum!
Bir deniz düşün (susuz) bir insan düşün (mutsuz) bir gece düşün (uykusuz)bir bahar düşün (çiçeksiz )birde ben düşün, sensiz...
Unut beni" nekadar kolay söyledin.ama aşk terazisi ağırlık kaybetmedi çünkü ben senin yerinede seviyorum...
Bir gülü sevdim soldu bir aşk buldum kayboldu!!..
Yalanlar aleminde tanımadığım nemli gözlere verecek umudum kalmadı benim...
Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda, martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille şunu fısıldar denizin kulağına: Seni çok özledim...
SENKİ BENİ ÇİZEMEDİN ERGUAN KOKULU DÜŞLERİNİN TUALİNE BİR HAYEL BİLE OLAMADIM GÖZLERİNDEKİ YANLIZLIK ÜÇGENİNDE...
Yaşamak için bazen öyle şeylerden fedakarlık yapmak zorunda kalırsın ki bunlar için ölmeyi bile göze alırsın.Benim için bunlardan biri de sensin ama ben yaşayip sensiz olmaktansa ölüp sende dirilmeyi tercih ederim...
Sakın üzmesin seni karşılıksız sevgiler. Bağrına taş basarsın acılar bir gün biter.giden gitsin aldırma yangınlarda söner..sakın bakma ardına krallar önde gider yüreğim.
YARİM SENDEN AYRILALI HAYLİ ZAMAN OLDU GEL BAK GÖZÜMDEN AKAN YAŞIM AB-U DERYA OLDU GEL BÖYLE M'OLUR KÜSÜP GİTMEK SENİ SEVENİ TERKETMEK HARAM OLDU YEMEK İÇMEK İŞİM FİGÂN OLDU GEL
BANA ÖYLE BİR MEKTUP YAZKİ SEVGİLİM AÇAR AÇMAZ DUYAYIM KOKUNU SEVDA ESSİN BAŞAK SAÇLARINDA SESİN YÜZÜMÜ RÜZGARLA BULSUN BANA ÖYLE BİR MEKTUP YAZKİ SEVGİLİM GELSİN BENİ EN KOYU ZULAMDA BULSUN VE ÖYLE BİR MEKTUP YAZKİ VARSIN ÖLÜMÜM OLSUN...!!!
Sari giyer güneş olursun, Mavi giyer deniz olursun, Siyah giyer matem olursun, Kimbilir belki bir gün, Beyaz giyer benim olursun.
Oturuyorum penceremde akşam olurken seni düşünüyorum karanlık çökerken , kuşlar telaşla dallara konarken, Burada akşam oluyor aklımda HEPSEN.!
Uykusuz gece....sabahın ilk ışıklarında yine sen düştün aklıma ben geceden kalan yağmur olsam dudaklarına konsam beni silermiydin bitanem?
Geceye inat gün ağarmakta,ağaca inat dal coğalmakta, ölüme inat insanlar çoğalmakta,bense sana inat seni sevmekteyim.inat bu ya, hepte seveceğim….
Bağrımda bir ateş var ne bileceksin,ölsemde ne duyacak ne göreceksin,hep seninle yaşadı öldü deseler,aşkından öldüğümü bilmeyeceksin !
NE YILDIZLARI ISTIYORUM GECEYARILARIMA NE GUNESI ISTIYORUM KARANLIGIMA COK DEGIL SADECE SENI ISTIYORUM BIRTANEM YALNIZLIGIMA!!!......
Seni düşünür , seni özlerim , sevgilerin özlemlerin derinliğinde ne olur kır şeytanın bacağını birkez beni hatırla , bir sonbahar serinliğinde..
KURUYAN DUDAKLAR SENİ HECELER GEÇMİYOR SENSİZ GÜNLER GECELER BYR DEĞİL YÜZ DEĞİL BYN YIL GEÇSEDE ALAMAZ KALBİMİ SENDEN BAŞKASI _ÖLENE DEK!!!.......
SENSİZ SOLUYORUM ANLAYACAĞIN MAVİ MAVİ ÖLÜYORUM DUYUYORMUSUN ORDAMISIN VARMISIN YOKMUSUN??BİRTEKŞEYİ UNUTMA SENİ SEVDİM BEN YANARAK YIKILARAK AKLIMA HER GELDİĞİNDE AĞLAYARAK.
GÖZLERİM RAHATSIZ EDİYORSA Seni KAPATIRIM BiR DaHa AÇMAM.SÖZLERİM RAHATSIZ EDİYORSA Seni SUSARIM BiR DaHa KONULMAM. VARLIĞIM RAHATSIZ EDİYORSA Seni ÖLÜRÜM BiR DaHa KARSINA ÇIKMAM.SEVGİM RAHATSIZ EDİYORSA Seni ÜZGÜNÜM BiR TaNeM Buna ENGEL olamam...!!!
Sen varsın,kötülükler,karanlıklar uzakta Delice sarhoşluklar,çılgınlıklar uzakta Sensizlik başlamasın keder yağıyor gökten O zaman güzellikler,aydınlıklar uzakta!!...
Bir zamanlar bende sevmiştim ama sevginin ne oldugunu bir türlü anlayamadım...
Yanında benden yakın başka biri de olsa , her şeyi inkar etmiş inandırmış olsanda , ve ona duygulanmış sevdalanmış olsanda , biliyorum bu gece beni düşüneceksin.
KIZIL GÜNEŞ BATIYOR YİNE AKŞAM OLACAK.SENİ BEKLEYEN GÖZLER SEMALARA DALACAK, BAKTIĞIM ENGİNLERDEN HAYALİN FIŞKIRACAK, SENSİZİMHER GECE SABAHLAR NASIL OLACAK?
Aşk bir Tiyatro herkese bir rol verdiler en zorunu bana verdiler önce sev sonra unut dediler bense ölümüne oynadım sevdim ama unutamadım.....
Gözlerindeki yaş sevdiğin için mi, Terk edilmenin acısı bir aşk için mi, Yağmuru bekliyorsun ağlamak için mi, Resimlere bakıyorsun yırtmak için mi, Hep içiyor içiyorsun unutmak için mi.
16/1/2009
>> Ancak Dahiler Delice Sever...

Ne zaman neyi unuttuğumu hatırlamıyordum. Daha doğrusu hayatımdaki her şeyi çok iyi anımsadığımı sanıyorken bir gün işte O delicesine sevdiğim ama sadece içimde ve benliğimde sevebildiğim kişi hayatımdan gidene kadar ,aslında ben onu hayatımdan istemeyerek itene kadar, ben her şeyi hatırladığımı sanıyordum. Birden sanki cafcaflı hengameli ve oldukça gürültülü bir festivalin kapısı aniden kapanmış ve ben her bir boyutu aynayla kaplı sessiz bir odada görüntüm ve beynimle baş başa kalakalmıştım. Oldukça varlıklı bir çocukluktan gittikçe seyri düşkünleşen ve ızdırap haline geliveren bir adolesans çağını başarıyla atlatmış biri olarak kendime güvenirken bu isten de başarıyla çıkmamın beklentisi içindeydim.
Ki o gün saatlerdir aynı şeyi düşündüğümün üçüncü günündeydim. Annemin o ana kadar benimle ne konuşmaya çalıştığını benim ne gibi cevaplar verdiğimi işe gitmemek için ne gibi bahaneler öne sürdüğümü hatırlamadığım gibi yüzümün neden bu kadar değiştiğini ve ben neden aynaya baktığımda kendimden iğrendiğimi de hatırlayamıyordum. Tek anımsadığım bana gelen o günden sonra beynimin terazisini ters yüz eden hiç beklemediğim bir kaç cümleydi. Emin olduğum şey herkesin hakkımda konuşmaya başlamasıydı. Virüs gibi yayılan kelimeler bütün ülkeyi saracak denli vahim cümlelerdi ve bu cümleleri kurmaktan zevk alan bir kaç keyfi yerinde insanlar artık beni korkutuyorlardı. Susmalarını sağlayamayacak kadar uzak olmam bir anlamda beni rahatlatsa da yüzümü yalayıp geçen esen rüzgarın onların ağızlarından dökülen fütursuz kelimelerin su zerreciklerini taşıması bile yüzümü saatlerce antiseptik sabunlarla yıkamama neden teşkil etmesine yetiyordu. Bu yetiyor olmalık senelerce okuduğum psikoloji eğitimimin verdiği cüretle de beni endişelendiriyordu.
İlk kez evden hiç çıkmadığımın biriken onlarca faturaların önüme dökülmesiyle farkına varmıştım. Bu geçen tam on beş gün süresince çocukluğum dan bu yana zamanı yoklamış sanki seneler önce seyretmiş olduğum ama unuttuğum bir filmmişçesine saatlerce hayatımı önümdeki aslında olmayan şeffaf perdede seyre dalmıştım. Kimi zaman ağlamış,kimi zaman kafamı sallayarak güldüğüm bu traji-komik senaryoyu elbette ben yazmıştım ve bunun hayatımda yazdığım finali en berbat hikaye olması beni en deli eden şeydi belki. Servis otobüsünde çalan her parça bana yazılmış gibi gelmeye başladığında artık yanımda Debussy ve Mozart taşımaya başlamıştım. Her yerde Debussy nin hayatımı anlatan o keman konçertolarının her notasını ezberlemiştim. Hayatım artık bir bekleme odası gibiydi ben bir an evvel yok olma zamanımı bekleyen bir müşteriydim Debussy eşliğinde. Derimi soyana kadar yıkanıp sular altında haşlanmak hoşuma gitse de uzayın korkunç boşluğunun sesini işitiyor olmak ürküyordu.
Şimdi hayatıma girmeye çalışan insanın bana vaat ettiği kiraz bahçesinin dalları arasındaki o muhteşem evin hayali, okuduğum masallardaki kadar güzel ama bir o kadar uzaktı. Uzaklardaydı aradığımda sesi . Ona mutluyum sinyalleri vermek aslında ne kadar mutsuz ve gitmek istediğimi anlatmak kadar zordu. Aradığında hastanede olamama rağmen ona aslında deniz kıyısında yürüdüğümü söylemek , ağlamamdan sesim kısılmışken ona mutlu şarkılar söylemekten kısıldığını anlatmak ve en zoru o konuşurken gülebilmek ama aynada bakarken bir elin telefonda yüzünün acıdan kıvrandığını fark etmek...
Sevebilme yetimin ibresi kırmızı alarm verirken ben ittirerek bu sevgiyi yürütüyordum o da itiyordu ama;o hayatı seviyordu. Ben alarm veren hayatımın yolunda bir yerinde kalacağımı biliyor ve ona hazırlanıyorken onu hayal ettiğimiz kiraz bahçesinin içindeki evimizde hatırlamak istiyordum beni beklerken... Doktorlar elbirliği ile beni elektro şokla dünyaya döndürmeye çalışırken aslında ruhum, bu hiç içine sığamadığım ve içinde asla olmak istemediğim kokuşmuş bedenimi ve onları üzülerek seyrediyordum. Ben aslında bedenimi terk etmiştim çoktan ama onlara sesimi duyuramıyordum.
Şimdi delirme noktasında son cümlelerimin abuk sabuklamaya başlamadan konuşmanın telaşı içinde bir dost arıyorum her şeyi anlatacak ve son düzgün ve mantıklı cümlemi kurup sonra kahkahalarla güleceğim o dostu arıyorum... Her şeyi anlattıktan sonra bir şey kalmayınca O dostla vitaminlerin ve insanların peşinde koştuğu iğrenç zevklerin hiç mi hiç umurumda olmadığını usturuplu bir dille anlatarak neden hapşırırken insanların gözlerini mutlaka kapattığının sırrını anlatmak istiyorum...
-alıntı-
<- :: Sonraki Sayfa ->